46 YÜKLER KENDİ Mİ DOLAŞACAK?

YÜKLER KENDİ Mİ DOLAŞACAK?

Karayolunda AB engelleri… Vize sorunu… Geçiş ücretleri ve kotalar… RoRo’da yaşanan sıkıntılar… Dönüş yükü eksikliği… Genel mali zorluklar… Ve daha niceleri.

Peki, bu şartlarda ne yapsın bu işin erbapları, nasıl ayakta kalsın, nasıl ihracatçıya gerekli desteği sağlasın, nasıl ekonomik düzen içinde kendi omzuna yüklenmiş olan sorumlulukları layıkıyla yerine getirsin! Nasıl? Bir süredir gelişen bizlerin de sık sık üzerinde durduğu ve dikkat çekmek istediğimiz bir durum var. Ve bildiğiniz üzere bu durum pek de bizlerin hayrına değil! Bir daha hatırlatalım; geçen sayıdan beridir dergimizde ve web sitemizde dile getirmeye çalıştığımız gibi, Ro-Ro işletmeleri sırasıyla yabancı şirketlere devroluyor. Liman işletmeleri de keza aynı şekilde. Ve maalesef nakliye firmaları da öyle! Yani ekonominin temel taşı, hatta tüm temelini oluşturan ihracat ve ihracatın can damarı uluslararası nakliye çok yazık ki yabancı tekelinde ve uluslararası haksız, aynı zamanda da birbiriyle çelişen mevzuatların boyunduruğu altında can çekişiyor. Ve bu durumu durdurmak hatta tersine çevirebilmek adına ne sektörün kendisi ne sektörü bir araya toplayan sivil toplum kuruluşları bu konuda yeterli aksiyonu sağlayamıyor! Ya da yapılanlar tam manasıyla çözüme ulaşmak adına yeterli olamıyor. (Bu arada Çetin Nuhoğlu Başkanlığındaki UND’nin AB nezdindeki bazı teşebbüsleri ve hukuki platformda gerçekleştirdiği çabalarının takdire değer nitelikte olduğunu da unutmamak gerekir.)

Geçen gün devletin ilgili konudaki üst düzey bürokratlarından birine bu durumun altını çizerek sordum; “Devlet olarak çözüm için sizlerin yapacağı bir şey yok mu?” diye. Verdiği cevap şu oldu: “Biz doğrudan devlet olarak bir şey yapamayız. Ancak bazı konularda ve ilgili uygulamalarda onları destekleyecek düzeyde avantajlar sağlayabiliriz. Yeter ki onlar bu konudaki çabalarını ve dileklerini bize ifade etsinler, bir girişimde bulunsunlar.” İlk iş, geçmişte yaşanan olumsuzlukları bir kenara bırakıp, tekrar bir araya gelerek Ro’Ro konusunda yeni bir girişim için şartları değerlendirmek olabilir. Yoksa Ro-Ro’daki Avrupa hattının kontrolünü tamamen ele almış yabancı firmanın; uygulamaya koyduğu her türlü şartı kabul etmekten başka bir yol kalmayacaktır! Ki maalesef bugün de yaşanan budur! Bu konu gündemimizde olmaya devam edecek. Ve tabii ki yukarıda da bahsettiğim gibi Gümrük Birliği mevzuatı ile çelişen AB uygulamaları. Gümrük Birliği’ne üye bir ülke olarak bize tanınan bazı hakları, ne yazık ki AB üyesi ülkeler tarafından tamamıyla kendi keyfi uygulamaları nedeniyle kullanamamaktayız. Karşımızda geçiş ücretleri ve kotalar büyük bir engel olarak duruyor. Ve tabii ki şoförlerimizin yaşadığı büyük sorun vize!…

Ancak görüyoruz ki bazı olaylarda AB, kendi içinde farklı kurullarında kendisiyle çelişen kararlarda verebiliyor. Macaristan konusunda olduğu gibi. Bir taraftan Adalet Komisyonu ülkenin kendi iç uygulamaları deyip çekimser bir tavır sergilerken aynı konuda Adalet Divanı ilgili ülke aleyhine, Türkiye lehine bir karar verebiliyor. Yani genel manada söyleyecek olursak söz konusu birliklerin temel felsefesi, malların ülkeler arasında serbest dolaşımının sağlanması olmasına rağmen insan sormadan edemiyor: Bu kadar kısıtlama ile bu mallar Ülkeler arasında nasıl serbestçe dolaşacak? Yoksa mallar kendi kendine mi dolaşacak? Yani özetle çözüm için ilgili konularda hem kendi aramızda hem de uluslararası platformda çok çalışmak ve mücadele etmek gerekiyor. Ama gördüğüm kadarıyla bunun ilk adımı da; tüm taraflar olarak birlik olmak, dayanışma ve özveri ile mücadele anlayışını benimsemekle atılabilir. www kamyonum.com.tr

Karayolunda AB engelleri… Vize  sağlayabiliriz. Yeter ki onlar bu konudaki sorunu… Geçiş ücretleri ve kotalar…  Çabalarını ve dileklerini bize ifade etsinler, Ro’ro da yaşanan sıkıntılar… Dönüş yükü için bir girişimde bulunsunlar.”

 

 

YORUMLAR

BENZER HABERLER